Kandıra'dan İnfaz Süreçlerine Dair Mektup
Kandıra 1 No'lu F Tipi Cezaevi'ndeki tutuklular, disiplin cezaları ve adli dosyaların birleştirilmesi nedeniyle şartlı tahliye haklarının engellendiğini belirterek yasal düzenleme talep etti. Mektupta, mevcut uygulamanın fiilen ömür boyu hapis cezasına dönüştüğü vurgulandı.
Kandıra 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde bulunan tutuklular, infaz süreçlerinde karşılaştıkları sorunlara dikkat çeken bir mektup kaleme aldı. 35 yıldır kesintisiz tutukluluk süreci yaşayan bir mahkumun öncülük ettiği yazıda, disiplin cezaları ve Asliye Ceza Mahkemeleri'ndeki davaların birleştirilmesi yoluyla şartlı tahliye imkanı ortadan kaldırıldığı ileri sürüldü. Tutuklular, bu durumun kendilerini fiilen ömür boyu hapis cezasına mahkum ettiğini ifade ederek, adalet mekanizmasının işleyişine yönelik eleştirilerde bulundu. Mektupta, 'İnfaz yakmalar artık son bulmalı' çağrısı yapılarak, temel hak ve özgürlüklerin sağlanması için kamuoyundan destek istendi.
BirGün'de yayınlanan habere göre, mektupta cezaevi idaresi ve yargı mercileri tarafından uygulanan prosedürler detaylandırıldı. Mahkemelerin verdiği hukuksuz olduğu öne sürülen disiplin cezalarının şartlı tahliyeyi engellediği, disiplin cezası bulunmaması halinde ise İdare Gözlem Kurulları kararlarının aynı sonucu doğurduğu belirtildi. En temel sorun olarak ise soyut iddialar ve yalnızca gardiyan tutanaklarına dayandırılarak Asliye Ceza Mahkemeleri'nde açılan davalar gösterildi. 'Memura direnmek, kamu malına zarar' gibi suçlamalarla açılan davalarda mutlaka ceza verildiği, bu adli davaların siyasi ana dosyalarla birleştirilerek tek hüküm gibi infaz edildiği aktarıldı. Bu uygulama nedeniyle denetimli serbestlik gibi lehte durumların uygulanamadığı ve tüm cezaların kapalı hapishanede geçirilmek zorunda kalındığı vurgulandı.
Söz konusu uygulamanın 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı yasaya dayandırıldığı ifade edildi. Yasal düzenlemelere göre süreli hapis cezalarında kapalı hapishanede kalınacak süre için bir üst sınır belirlenmişken, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) şerhi düşülerek bu sınırın ortadan kaldırıldığı iddia edildi. Normalde dosyaların ayrı işlem görmesi ve bir hükmün bitip diğerinin başlaması gerektiği, ancak mevcut durumda hiçbir dosyanın hükmünün bitirilemediği kaydedildi. Tutuklular, bu durumun fiilen ömür boyu hapis cezası anlamına geldiğini belirterek, eşitlik ilkesi gereği diğer hükümlülerle aynı uygulamaya tabi olmak istediklerini dile getirdi.
Mektupta, durumun somut örneklerle desteklendiği bir liste de paylaşıldı. Menekşe Tosun'un siyasi dosyadan tahliye tarihinin 2024 olarak hesaplanırken, eklenen adli cezalarla bu tarihin 2035'e uzadığı belirtildi. Tülin Soyhan'ın müebbet hapis cezası nedeniyle 2034'te tahliye olması gerekirken, bu tarihin 2041'e; Aysun Akdağ'ın 2027'de tahliye olması gerekirken 2043'e; Gülay Efendioğlu'nun 2035'te tahliye olması gerekirken 2048'e; Yıldız Keskin'in ise 2054'te tahliye olması gerekirken 2060'a ertelendiği ifade edildi. Yeliz Türkmen, Sevgi Saymaz ve Sevcan Göktaş'ın da benzer şekilde adli dosyaların birleştirilmesi nedeniyle tahliye tarihlerinin yıllar sonrasına sarktığı vurgulandı.
Tutuklular, taleplerini üç ana başlıkta topladı. İlk olarak, infaz yakmalarına neden olan disiplin cezalarının kaldırılması ve zaman aşımı uygulamasının hayata geçirilmesi istendi. İkinci olarak, adli dava kararları ile siyasi dava kararlarının içtima edilmemesi, her dosyanın kendi içinde işlem görmesi talep edildi. Böylece siyasi dosyanın hükmü bittiğinde adli dosyaların denetimli serbestlik gibi lehte durumlar kapsamına girebileceği ve tahliyelerin gerçekleşebileceği belirtildi. Üçüncü ve en önemli talep ise süreli hapis cezalarında siyasileri de kapsayan bir üst sınır getirilmesiydi. 30 yıl kapalı hapishanede kalan bir tutuklunun tahliye edilmesi gerektiği savunuldu. Mektupta, Sevgi Saymaz'ın ana davasından 36 yıl ceza almasına rağmen Asliye Ceza Mahkemeleri kararları nedeniyle tahliye olamaması, bu hukuksuzluğun en çarpıcı örneği olarak sunuldu.
Çözüm önerisi olarak 7242 sayılı yasanın değiştirilmesi veya Ceza İnfaz Kanunu'ndaki mevcut hükümlerin doğru uygulanması gerektiği belirtildi. Her hükmün ve dosyanın ayrı işlem görmesi gerektiğinin zaten yasada yer aldığı hatırlatıldı. Mektupta, bu durumun sadece Kandıra 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde değil, diğer cezaevlerinde de yoğun ve ağır şekilde yaşandığı, şartlı tahliye tarihlerinin yazılmasının dahi engellendiği ifade edildi. Dosyaların birleştirilmesinin şartlı tahliye olanağını tamamen ortadan kaldırdığı ve çoktan tahliye olması gereken insanların ömürlerini hapishanede geçirdiği sonucuna varıldı.
TürkAta Haber Ajansı
Fix Haber